Akçaburgaz’dan TEM’e uzanan yolun kenarındaki bir sitede, gece yarısı asansör kapısı açılıyor. İçeride bekleyen bakış, kapının kapanma süresince seni baştan aşağı tarıyor; sanki bir sonraki durakta ne olacağını önceden biliyor.
İki kat sonra kapılar yeniden açılıyor, ama o bakış hâlâ aynı yerde, aynı ısrarla. Pınar Mahallesi’nin sessiz koridorlarında yürürken bile, o bakışın ardında saklı olan enerji seni takip ediyor. Cumhuriyet Mahallesi’nin gece lambaları altında adım sesleri bile ağırlaşıyor, çünkü her iki adımda bir, o bakışın vaadi daha da yaklaşıyor.
Son kapıdan içeri girdiğinde, o bakış artık kelimelere gerek bırakmıyor. Kendini bırakırsan, saatlerce aynı ritmi sürdürebilecek bir enerjiyle karşılaşıyorsun; tek yapman gereken, o bakışa cevap vermek. Hadi, asansörün kapısı kapanmadan önce kararını ver.
