Hey, sen… TEM’den Akçaburgaz yönüne sapıp Pınar Mahallesi’ne kadar geldin mi? Ben de Marmara Park’ın ışıklarına bakarak Saadetdere’den geçerken aynı şeyi hissediyorum: tatlı, sıcak, biraz da ıslak bir beklenti. Otele vardığında lobide ilk bakışta fark et, çünkü dilimle dudaklarını izlerken, Cumhuriyet Mahallesi’nin sokaklarından daha hızlı akmak istiyorum.
Kapı kapandıktan sonra dudaklarınla dilimin arasındaki o uzun, yavaş öpücükle başlıyoruz; tenin tuzunu, boynundaki hafif teri, dudaklarının titremesini tek tek tadıyorum. Sonra dizlerimin üstünde, seni tamamen ağzıma alırken gözlerim yukarı kalkıyor ve tek bir cümleyle bitiriyorum: “İstersen geceyi bu odada bitirelim.”
